Atatürk ve Türk Kahvesi

Yakın dostlarından Falih Rıfkı Atay’ın anılarında, son kahvesini 7 Eylül 1938 tarihinde içtiğini bilmekteyiz.


Hastalığının ilerlediği dönemde, doktoru Prof. Dr.Fiessenger, sigarayı azaltmasının memnuniyet verici olduğunu, fakat kahveyi kesinlikle içmemesi gerektiğini, Atatürk’e söyler. Atatürk de hiç karşı çıkmayarak tamam der ve son kahvesini kendisiyle beraber içmek istediğini belirtir. Kontrol bitiminde iki kahve gelir, biri şekerli, diğeri ise şekersiz. Atatürk şekersiz son kahvesini içer ve masaya bırakır. Sonrasında odaya 25 yaşında bir genç kız girer, Atatürk, “ Gel çocuk sana bir sır vereceğim, şu masanın üstündeki kahve fincanını görüyor musun? İşte o benim son kahvem, doktorum kati surette kahveyi yasakladı” der. Genç kız fincanı alır ve odadan ayrılır. O genç kız hepimizin tanıdığı Türkiye’nin ilk kadın pilotlarından, dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’dir. Sabiha Gökçen bu fincanı uzun yıllar saklayıp, korur ve manevi oğlu olarak nitelendirdiği Eriş Ülgen’e koruması amacıyla emaneti devreder. Bu fincan çeşitli özel sergilerde içinde Atamızın içtiği son kahvenin kurumuş telvesiyle sergilenmektedir.

Atatürk sabah ilk kahvesini içtikten sonra gece yatmaya kadar ki zaman diliminde yaklaşık 10-15 fincan kahve içerdi. Özellikle savaş dönemlerinde yakın dost ve silah arkadaşlarının planların üzerinden geçerken devamlı kahve içtiğinden bahsederler. İyi ki tutkulu olduğumuz kültürümüz ve mirasımız kahveyi bu ulusun kurucusu ile özdeşleştirecek bir bağımız olmuş.


Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla ve minnetle…

İzindeyiz Atam… Işıklar içinde rahat uyu.


Kaynak:Cenk R.Girginol-Ahde Vefa-2020