Kahvede sürdürülebilirlik

Yetiştiği topraktan onu yetiştiren çiftçinin yaşam koşullarına, işlenme sürecinden fincandan yayılan kokusuna kadar kahve, son zamanların en tartışmalı ve sürdürülebilirlik anlamında özen gösterilmesi gereken alanlarından biri. Zira doğayla olan bağımızı sağlamlaştırmaz ve onun bize verdiklerinin kıymetini doğru okuyamazsak, geri dönüşünü ağır yaşayabiliriz. Bunun önüne geçmek hem üreticiler hem de biz tüketiciler için elzem. Peki her iki tarafa da hangi görevler düşüyor, kahve dendiğinde akla ilk gelen marka bu anlamda neler yapıyor ve bizden ne bekliyor,

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 2015 Paris İklim Görüşmeleri’nde dünyanın yeni ve yenileyici bir yola girmesine duyulan acil ihtiyaca istinaden, “Bir B Planı (plan) yok, çünkü bir B Gezegeni (planet) yok” dedi. Doğrusunu söylemek gerekirse mevcut üretim ve tüketim modelleri sonlu doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırırken karbon emisyonunun, hava kirliliğinin ve atıkların artmasına neden oluyor. Bu yüzden yeni yöntemler geliştirmek ve bir an önce harekete geçmek şart. Çünkü harekete geçmek fark yaratır.


Kahve Çiftliklerinin ve Çevresindeki Bölgelerin Ağaçlandırılması

Kahvenin kalitesini etkileyen en önemli çevresel faktörlerden biri, sıcaklığın sabit olması. Bu nedenle ağaçlar kahve çiftliklerinin en mükemmel eşlikçileri. Zira açık alanları kaplayan şemsiye gibi yapraklarıyla kahve bitkilerini serin tutan ağaçlar, doğal gölge sağlayıp onları yağmura karşı korurken kökleri ile toprakta erozyon oluşmasını engelliyor. Toprağı organik maddeyle zenginleştiriyor, karbondioksiti emiyor ve doğal hayatı bir yaşam alanına çevirerek biyoçeşitliliği geri getiriyor. Aynı zamanda ağaçlar sundukları doğal meyveler, otlar, baharatlar ve ahşapla kahve çiftçilerine ek gelir oluyor.

2014 senesinden günümüze kadar karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalara başlayan kahve makineleri markaları kahve çiftliklerine fayda sağlamak üzere 5 milyon ağaç dikti. 6 senedir ağaç dikim sayısını her gün arttıran marka, doğayı ve dünyayı korumaya iş ortakları ile birlikte devam ediyor. İş ortağı PUR Proje ile Etiyopya, Guatemala, Kolombiya ve Endonezya gibi kahve üreten ülkelerde bu kapasiteyi üç katına çıkarmayı hedefliyor.


Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kapasitesinin Artırılması

Üretim ve pazarlama ağlarının iklim değişikiliğini etkileyen öncül kullanımlarından biri, enerji. Zira enerji kaynakları doğru yönetilmezse ve doğayla barışık yöntemlerle değiştirilmezse küresel ısınma dönüşü olmayan bir yola girecek.

İsviçre’deki üç üretim merkezindeki elektriğin %100’ünü lisanslı yenilenebilir kaynaklardan elde eden ve kaynakların efektif kullanılması adına çalışmalarını sürdüren ticari kahve makineleri markaları bunu nasıl mı yapıyor? Öğütücülerden çıkan ısıyı kurtararak, üretim sisteminde kahve çekirdeklerinin hareketlerini yer çekimine göre yöneterek, elektriği çatıdaki güneş panellerinden elde ederek ve yağmur sularını toplayıp onu yıkama ünitelerinde kullanarak. Şimdiki eylem planları ise arazideki sıfır atık taahhütünü bir adım ileriye taşımak; çiftçi topluluklarında temiz enerji çözümlerini uygulamaya yönelik projelere yatırım yapmak.

Karbon Emisyonunun Azaltılması

Üretimden dağıtıma ve satışa, bir ürünün yaşam döngüsü ne denli doğayla barışık olursa karbon ayak izi de o kadar düşük olur. Bu denklemin içine organik yetiştirilmeyi de koyabilirsiniz, okyanuslararası taşımayı da, içine yerleştirildiği paketin hammaddesini ve hatta satıldığı mağazadaki çevresel koşullarını da.


2017 senesinden beri ticari faaliyetlerinde karbon nötr olan ticari kahve makineleri markaları 2022’de tedarik zinciri ve ürün yaşam döngüsü boyunca tam karbon nötrlüğünü sağlamayı taahhüt ediyor. Bu oldukça iddialı ve kıymetli bir yaklaşım; zira karbon nötr olmak demek kahve tedarik edilen çiftliklerden döngüsel ambalaja uzun bir yolculuğu kapsıyor. Tüm ticari kahve makineleri markaları Boutique’lerin %100 yenilenebilir enerjiye yönelmeleri ve üretim sürecinde biyogaz kullanımını artırmak gibi basamakların aşılması gerekiyor.

Geri Dönüşümün Saf Hammaddenin Yerine Geçmesi

Üreticiler kadar tüketicileri de ilgilendiren bir başlık, geri dönüşüm. Zira kullandığınız ürünler her ne kadar geri dönüştürülebilir nitelikte olsalar da siz onları geri dönüşüm için ayırmadığınız sürece bunun pek bir kıymeti kalmıyor. Bu da demek oluyor ki kahve paketlerini size ulaştıranlar kadar o paketle işi bitenler de bu döngüsellikte sorumluluk üstleniyor.


Kahvelerin tazeliğini ve aromalarını uzun süre koruyan en iyi materyal olan alüminyum, sonsuz kez geri dönüştürülebilir olmasıyla da sürdürülebilir bir hammadde. Aksi durumda karbon ayak izinin %86’sı zaten alüminyum madenciliği ve üretimi sırasında ortaya çıkıyor. 25 sene önce İsviçre’de sadece bir programla başlayan geri dönüşüm macerası, şu anda 39 ülkede ve dünya çapında 14.000’den fazla noktada devam ediyor. ticari kahve makineleri markalarının çalışma mantığında siz sadece kapsülden ihtiyacınız olanı yani o olağanüstü kahveyi alıyorsunuz ve ihtiyacınız olmayan kısmı geri dönüştürüyorsunuz. Geliştirilen geri dönüşüm mekanizmasıyla, alüminyum, yeni ürün üretimi için yeniden kullanılırken kalan kahve posası da toprak yenilenmesi veya biyogaz için kompostlanıyor.